İstanbul İncirli’deki Özel ethica İncirli Hastanemizde yapılan Obezite belirtileri, tanısı, tedavisi, ameliyatı, işlem süreci, tedavi fiyatları, operasyon öncesi ve sonrası ile iyileşme süreci konularında daha fazla bilgiye ulaşmak için Formu Doldurun, Sizi Arayalım.

 

Obezite nedir?

İnsan vücudunda yağ dokusunda depolanan doğal enerji birikimlerinin hayatı tehdit eden ciddi risk oluşturacak düzeyde artması ve sonuçta ölüm oranlarının kaçınılmaz olarak yükselmesi ile karakterize bir hastalıktır.Obez tanımını yapabilmek için bazı terimlerin bilinmesine ihtiyaç vardır. Obezite tanımı günümüzde Vücut Kitle İndeksi (VKİ-yabancı literatürdeki karşılığı Body Mass Index-BMI dır) baz alınarak yapılan ölçüm esasına dayanır. VKİ; kilonun, metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır. Buna göre;
  • VKİ   <20 kg/m2
  • VKİ   20-24.9 kg/m2
  • VKİ   25-29.9 kg/m2
  • VKİ   >30 kg/m2
  • VKİ   >40 kg/m2
  • Zayıf
  • Normal
  • Fazla Kilolu (Overweight)
  • Obez
  • Ciddi (Morbid) Obez (başka hastalık varsa >35 kg/m2 ciddi obez kabul edilir)
 

Obezite Neden Oluşur?

Organizmada alınan kalori ile harcanan kalori arasındaki denge “alınan” lehine bozulduğunda fazla kaloriler ilerde kullanılmak üzere organizma tarafından yağ hücrelerinde depolanır. Alınan gıdalarda kullanılmayacak olan yani ihtiyaç fazlası maddeler “yağ” olarak depolanır. Kişi devamlı alımı sağlarsa ve yıkım ya da kullanımı sağlanmazsa depo yağlar çoğalır ve obezite meydana gelir.Burada halk arasında yanlış bir düşünce vardır. “Fazla yağ tüketirsem kilo alırım” düşüncesi. Şüphesiz bu doğru bir düşüncedir ancak yalnız fazla yağ tüketmekle değil fazla karbonhidratlı gıda (şekerli ve nişastalı yiyecekler) tüketmek de fazla karbonhidratın vücut tarafından yağa çevrilmesi nedeniyle yağ olarak depolanır.

İnsan vücudu son derece tasarruflu çalışmaya programlanmıştır. Normal işlevi için az bir enerji sarfeder. Bu yüzden kilo almak son derece kolaydır. Bunun karşılığında kilo vermek, almak kadar kolay değildir. Vücutta biyokimyasal olarak alınan fazla karbonhidrat (halk arasında bilinen şekliyle şeker ve nişasta) ve proteinler kullanılmadıkları takdirde bir dizi biyokimyasal işleme girerek kolaylıkla karaciğer tarafından yağa dönüştürülürler. Aktif spor yapmayan kişilerde bu daha da kolaydır. Sedanter yaşantı dediğimiz çağımızın masa başı işi olarak adlandırılan yaşam biçimi de obezitenin gelişimine son derece katkı sağlayan bir durumdur.

Açlık durumunda ihtiyaç oluştuğu zaman kolaylıkla yağa dönüşen şeker ve proteinlerin yağdan tekrar oluşturulmaları son derece karışık reaksiyonlar gerektirir. Bu yüzden depolanan yağlar -yani alınan kilolar- kolaylıkla harcanamaz. Bu durum devam ettikçe alınan kilolar verilemez hale gelir. Bu da kişiyi depresyona sokar ve bazılarında daha belirgin olmak üzere depresyon yemek yemeyi körükler ve kişi kısır döngüne girer. Yemek yeme dürtüsü ile kilolar daha da alınır ve kişiyi daha çok depresyona sürükler ve bu da yemek yeme isteğini arttırır. Böylece içinden çıkılamaz hale gelir.

Yemek yemeye karşı direnemeyen iradesi üzerinde hakimiyeti zayıf olan kişilerde de benzer durum sözkonusudur. Bu kişiler sorulduğunda tüm diyetleri bilirler hatta uygulamışlardır. Ancak sonuç almaktan öte 2-3 kg verip 10 kg geri aldıklarını da rahatlıkla ifade ederler. Çünkü uygunsuz kilo verme programlarında özellikle bilimsellikten uzak diyet uygulamalarında organizmanın aç bırakılması halinde organizma kendinde bulunan enerjiyi harcamamak için bazal metabolizma dediğimiz hayati organlar için harcadığı enerjiyi minimale indirir. Öyle ki normalin ¼ üne geriler metabolizma hızı. Dolayısıyla yediği her şey kişinin ihtiyacının üstündedir. Bunlar kişide birikmiş kalori yani YAĞ olarak kalır. Bir nevi savaş zamanı kıtlık döneminde karne ile ekmek dağıtımında olduğu gibi. Bu durum bu tür aç bırakan diyetlerde neden kilo verilemediğinin sebebidir. Aç kalan kişi bu hali uzun süre devam ettiremeyeceği için sonunda yiyeceklere teslim olur ve kontrolsüz bir şekilde gıda alımına yönelir. Bu alım diyet öncesi kişi ne tür gıdalara yatkın ise onları yeniden fazlasıyla alma şeklinde ortaya çıkar. Böylece açlık diyeti esnasında verilen 2-3 kg fazlasıyla geri alınır.
 
Bu yüzden obezite sınırına girmeyen fazla kilolular (VKİ 25-29.9 kg/m2 olanlar VKİ 35 e kadar olanlar) diyetisyen kontrolünde aç kalmadan, vücudu savaş durumuna sokmadan diyet yapmalıdırlar. Aksi halde olay havanda su dövmekten öteye gidemez.

 
   Online Randevu Alın

*Online randevu için formu doldurun, sizi arayalım