Boyun Fıtığı belirtileri, tanısı, tedavisi, ameliyatı, işlem süreci, tedavi fiyatları, operasyon öncesi ve sonrası ile iyileşme süreci konularında daha fazla bilgi için:

 

Boyun Fıtığı

Omurga içindeki kanalda omurilik uzanırken, her iki omur arasındaki sağlı sollu boşluklardan, omurilikten ayrılan sinir kökleri çıkar. Bu sinirlerin hepsinin farklı görevleri vardır. Bir sinir omzumuzu kaldırmamızı, diğeri el bileğinin hareketlerini, bir başkası ise parmaklarımızı açıp-kapamamızı sağlar. Motor dediğimiz bu hareket fonksiyonu dışında dokunma, sıcak- soğuk hissi, pozisyon hissi, refleksler gibi diğer tüm duyularımız da bu sinirler aracılığı ile iletilir. Yine, vücudumuzun boynumuzdan aşağıda kalan tüm yapılarının elektriği de buradan geçer. Kalbimizin çalışması, ses tellerinin çalışması, gövdemizin dengesi, cinsel fonksiyonlarımız, idrar ve dışkı kontrolü, bacaklarımızla ilgili tüm fonksiyonları oluşturacak elektrik buradan geçerek ilgili yapılara ulaşır.

Boyun fıtığı, omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan disklerin yırtılması veya parçalanması sonucu ortaya çıkar. Omurlar arasındaki disk, özel bir bağ dokusu organıdır. Omurganın hareketliliğine, zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağıtılmasına hizmet etmektedir. Diskler; anulus fibrozus denen kısmen sert bir fibröz tabaka ve onun iç kısmında nükleus pulpozus olarak adlandırılan jöle kıvamında yumuşak bir bölümden oluşurken, omur kemiklerine bakan yüzlerdeyse son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar bulunmaktadır. Diskin içerisindeki yumuşak kısmının sertleşerek veya yumuşak kıvam halinde, çevresindeki daha sert bölümü iterek veya yırtarak sınırlarının dışına doğru çıkmasına “fıtıklaşma” denilmektedir. Boyun fıtıkları bulging (şişme), protrüzyon (dışarı çıkma), ektrüzyon (parça kopması) ve sekestrasyon (parçanın ayrılıp sinir kanalın içinde yer değiştirmesi) şeklinde 4 evrede değerlendirilir.

Fıtıklaşan disk, taşma derecesine göre farklı boyutlarda omurga kanalı içine girmekte ve böylelikle kanal içindeki sinir kesesi ve ondan ayrılan sağlı-sollu sinirleri sıkıştırmaktadır. Sonuçta; hastada boyun, omuz, kürek kemiği, meme dokusu ağrıları, hareket zorluğu, skolyoz denilen eğrilik gelişmekte ve fıtığın sıkıştırdığı sinire göre farklı bölgelerde kendini gösteren kollarda duyu kaybı, kuvvet kaybı, refleks kaybı gibi bulgularda oluşabilmektedir. Çok büyük fıtıklarda yürüme bozukluğu, dengesizlik, idrar, gaita kontrolsüzlüğü, cinsel fonksiyon kayıpları da ortaya çıkabilir.

 

Boyun sorunları ile gelen hastalar; öncelikle hikayeleri dinlenilerek hastalığın geçmişi ve özellikleri belirlenmekte, çok iyi muayene edilerek hastalığın oluşturduğu kayıplar var ise bunlar ortaya konmaktadır. Boyun fıtığı tanısının konulmasında altın tetkik MRI’dır (emar diye bilinir). MRI fıtığı her boyutu ile göstermekte ve harika bir tıbbi tedavi veya ameliyat planı yapılmasını sağlamaktadır. Yani; hastalığın hikayesi + yapılan muayene + çekilen MRI ile boyun fıtığı derecelendirilmektedir ve boyun fıtığının tedavisinde bu derecelendirme kullanılmaktadır.

BOYUN FITIĞININ DERECESİNE GÖRE TEDAVİ ŞEKİLLERİ

1) Sadece boyun ağrısı var ise (ilaç, gerekirse istirahat, şiddetli ağrılarda kısa süreli boyun korsesi kullanılması)

2) Boyun ağrısı ile birlikte kollara yayılan ağrı ve uyuşukluk var ise (ilaç ve istirahat uygulanması, takiplerde şikayetlerin azalması veya kaybolması oluşmamışsa Fizik-tedavi uygulanması)

3) Sorunlar kronikleşmiş, yani uzun süredir mevcut; iyileşme ve kötüleşme şeklinde bir gidişi var ise (Hastanın tedaviyi uyguladığından emin olunmalıdır ve fizik-tedavi düşünülebilir. Bunlar yapılmışsa ve fayda görmemişse ameliyat önerilir.)

4) Şikayetler uzun süredir mevcut ama düzelme yok ise (ameliyat önerilir.)

5) Boyun ve kol ağrısına ek olarak sinir baskısını düşündüren kuvvet azalması, refleks bozukluğu, kol ve el kaslarında incelme var ise (kesinlikle ameliyat yapılmalıdır.)

6) Omurilik hasarını düşündüren yürüme, denge bozukluğu, cinsel fonksiyonlarda bozulma, idrar ve dışkılama sorunları, felç benzeri tablo var ise (İlk 8 saat içinde ameliyat gerekir. Gecikilen her zaman dilimi, sinir fonksiyonlarının düzelme şansını azaltmak demektir.)

Fıtığın kesin tedavisi: çıkarılmasıdır. Diğer tüm yöntemler (ilaç, istirahat, korse, fizik-tedavisi.) çevre dokulardaki değişiklikleri düzelterek etki gösterirler ama fıtıkta veya boyutunda hiçbir değişiklik yapamazlar. Ameliyat dışındaki bu yöntemler fıtığın zararsız olduğu durumlar için geçerlidir ve bu durumlarda uygulanmalıdırlar.. Ama fıtık zarar verici düzeyde ise (sinirlere baskı yapıyorsa ve onları ezecek derecede sıkıştırıyorsa) bu yöntemlerin hiçbiri sorunları gideremez ve bu hasar kalıcı hale gelir.

Fıtığın yok edilmesi ancak cerrahi işlem (AMELİYAT) ile mümkündür. Bunlar; 1) Açık cerrahi 2) Mikro cerrahidir. Hangi cerrahi yöntem kullanılırsa kullanılsın amaç; sinirlere baskı yapan fıtığı ve içerdeki fıtıklaşmaya aday diğer parçaları da çıkarmaktır ve bunlar yapılırken normal yapılara zarar vermemektir. Açık  cerrahinin dezavantajı daha büyük bir yara oluşturulması, çıplak gözle çalışıldığı için görüşün yeterli olmaması, ameliyat sırasında bir şeylerin gözden kaçması ve normal dokulara zarar verilebilme riskidir.

Mikroskobun tartışılmaz üstünlüğü de buradadır. Mikroskop ile neredeyse kılcal damar düzeyindeki çok küçük yapılar bile görülür hale gelmekte, çıplak gözle görülemeyen veya gözden kaçabilecek ve dokular arasına gizlenmiş fıtık parçaları kuşkuya yer bırakmaksızın sınırları ile ortaya konmakta, fıtıkla birlikte içerideki fıtıklaşmaya aday diğer parçalar da tamamen çıkarılabilmektedir.

YANİ: BOYUN FITIĞI TEDAVİSİNDE ALTIN YÖNTEM MİKROCERRAHİDİR VE HASTANEMİZDE BAŞARI İLE UYGULANMAKTADIR.

Boyun fıtıklarının cerrahisinde sinirlere bası yapan fıtıklaşmış disk temizlenir ve yerine PEEK-Cage denilen sertleştirilmiş proteinden  oluşan bir yapay-disk yerleştirilir. Ameliyat 60-90 dakika arası sürebilir. Ameliyattan 4 saat sonra hastalar ayağa kalkabilmekte ve 3 hafta içinde günlük hayatlarına ve  işlerine geri dönebilmektedirler. Ameliyat sonrası boyunluk kullanılmasına genellikle gerek yoktur.

 

 

 

 

 

* Sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz

   Online Randevu Alın

*Online randevu için formu doldurun, sizi arayalım