Kalp Ritim Bozuklukları

Sağlıklı bir bireyde kalp dakikada ortalama 60-100 adet aralığında olacak şekilde tüm yaşam boyunca sürekli çalışır. Dinlenme halindeki  sağlıklı bir kişide normal olarak kalp atımı hissedilmez. Kişinin kalp atımını rahatsızlık verici şekilde hissetmesi durumuna çarpıntı şikayeti denir. Efor sarf etmek, heyecanlanmak, korku gibi durumlarda kalpte herhangi bir hastalık olmasa bile sağlıklı bir kişi kalp atımını çarpıntı hissi duyacak şekilde fark edebilir, nabzı 100’ün üzerine çıkabilir. Bunlar olağan çarpıntılardır. Ancak ritim bozukluğu dediğimiz durum ise hastalık ifadesi olarak kullanılmaktadır. Kalp atımının dakikada 60-100 aralığının altında olması, üstünde olması veya atım sayısı normal aralıkta olduğu halde atımın düzensiz olmasında ritim bozukluğu ifadesi kullanılır.

Ritim bozuklukları kadınlarda bir  miktar daha fazla görülmekle beraber her yaş ve kişide olabilir. Ancak özellikle hipertansiyonu olanlar, ailesinde ritim bozukluğu öyküsü olanlar, kalp kapak hastalığı olanlar, kalp damar tıkanıklığı olanlar, 70 yaş üstü yaşlılar, kansızlık (anemi) hastalığı olanlar, guatr hastalığı olanlar, çok fazla çay veya kahve tüketenler, fazla alkol alanlarda risk daha fazladır.

Her çarpıntı hissi ritim bozukluğu olduğu ve kalpte bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Vücuttaki birçok hastalık veya durumda kalp bir yanıt olarak çarpıntı hissi verebilir, taşikardi oluşabilir. Kansızlık, ağır bir enfeksiyona maruziyet, ateşli bir hastalık, KOAH gibi solunum yetersizliği durumları, tiroid bezinin fazla çalıştığı guatr gibi durumlarda kalpte herhangi bir patolojik durum olmamasına rağmen sanki ritim bozukluğu varmış gibi kalp nabzı hastayı rahatsız edecek şekilde dakikada 100’ün üzerine çıkabilir.

Psikolojik olarak anksiyete, panik atak hastalığı, uykusuzluk, yoğun sigara kullanımı gibi durumlar da yine kalpte herhangi bir patolojik durum olmadığı halde nabzın 100’ün üzerinde olmasına yol açabilir ve hastaya çarpıntı hissi verebilir.

Ritim bozukluğunda çarpıntı hissi ve taşikardi haricinde hastada nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma, terleme, ölüm korkusu, tansiyon düşüklüğü gibi bulgular eşlik edebilir.

Ritim bozukluğu şüphesinde öncelikli olarak hastanın şikayetinin detaylı olarak irdelenmesi gerekir. Şikayetin ne zaman başladığı, ne gibi şeylerin şikayeti arttırdığı, ne gibi durumların şikayeti azalttığı sorgulanmalı. Ritim bozukluğunun eforla, ilaç kullanımı ile, çay kahve tüketimi ile , üzüntü-stres-uykusuzluk gibi faktörlerle ilişkisi belirlenmelidir.

Tetkik olarak kalp ritmini gösteren en temel test elektrokardiyografi (EKG)’dir. Daha sonra ekokardiyografi ile kalp kapak hastalığı, kalp yetersizliği gibi durumlar dışlanmalıdır. Ancak ritim bozukluğu her zaman bu testlerle saptanmayabilir. Çünkü birçok ritim bozukluğu ataklar halinde gelmekte ve sıklıkla muayene esnasında kap ritmi doğal saptanmaktadır. Bu durumda holter cihazı ile hastanın kalp atımı 24 saat veya gerekli görülen daha uzun sürelerde elektronik kayıt altına alınarak ritim bozukluğu teşhis edilebilir.

Gerçek bir ritim bozukluğu birkaç saniye gibi kısa süreli olabileceği gibi birkaç saat süren uzun ataklar şeklinde de olabilir.  Bazı hastalarda haftalarca hatta aylarca hiçbir şikayet yokken bazı hastalar ise hemen her gün atağa maruz kalabilir. 

Ritim bozukluklarının içerik, süre, tekrar etme aralığı, hayati tehlike oluşturup oluşturmadığına göre tedavisi değişmektedir.

Bazı hastalarda tek başına sadece ilaç tedavisi hastaların şikayetlerinin geçmesini sağlayıp atakların  sayısını azaltırken bazı hastalarda ablasyon denilen bir yöntemle kalpte ritim bozukluğuna yol açan doku odağının yok edilmesi gerekmektedir. Bazı  hastalarda ise kalıcı kalp pili ile uzun süreli gözetim ve tedavi gerekmektedir.

Bugün en sık rastlanan kalp ritim bozukluğu çeşidi Atriyal Fibrilasyon(AF)’dur. Atriyal fibrilasyon özellikle yaşlı hastalarda atak sırasında kanda pıhtılaşmaya yol açarak, pıhtının kalpten beyin damarlarına sıçraması neticesinde beyin felci  (inme)hastalığına yol açmaktadır. Bu duruma yol açmamak için AF hastalarının kan sulandırıcı ve ritim düzenleyici ilaçlar altında sıkı takibi gerekir.

Gençlerde ise en sık ritim bozukluğu ; geçici ataklar halinde gelen, çok sıklıkla kendiliğinden 5-10 dakika içinde sonlanan Supraventiküler Taşikardi (SVT) ataklarıdır. SVT ataklarının da yine hastaya özel olarak ilaç  ile takibi veya ablasyon tedavileri mümkündür.

Ritim bozukluğu olan hastaların dikkat etmesi gereken öneriler vardır. Bu hastalar ağır egzersiz yapmamalıdır. Sıvı alımının yeterli ve dengeli olması sağlanmalıdır. Çok soğuk ve çok sıcak havalar ritim bozukluğu atağını tetikleyebilir. Aşırı alkol, sigara, çok çay ve kahve içimi ritim bozukluğu atağını tetikleyebilir. Uykusuzluk,yoğun bedensel yorgunluk, psikolojik stres  de atağı tetikleyebilir.   

İlgili Makaleler

Formu Doldurun Sizi Hemen Arayalım