Obezite Hastalığının Tedavisi

İlk denenmesi gereken tıbbi tedavi diyet ve egzersizdir. Çalışmalar göstermiştir ki şiddetli obez hastaların ancak %3’ü diyet ve egzersiz ile kilo verip kilosunu koruyabilmektedir. 

Yalnızca diyet ve egzersizle başarı şansı sınırlı olsa da bütün şiddetli obez bireylerden herhangi bir cerrahi tedaviye girişmeden önce bu yolu deneyerek kilo kaybetmesi istenir. En pratik ve en güvenli yoldur. 

İlaç tedavisi kilo verme teşebbüsünde bulunan hastalar için başka bir alternatiftir. Maalesef etkili farmakolojik ürünlerin sayısı kilo verdiren veya vermeye yardımcı olduğunu iddia eden ürünlerin sayısına kıyasla azdır. Şiddetli obezite için ilaç tedavileri neredeyse tamamen etkisizdir. Şiddetli obezite hastalar zamanla kilo almaya devam etmeye meyillidirler. Yakın zamana kadar her yıl şiddetli obez hastaların sadece %1’i cerrahi tedaviye başvurmaktaydı. Bu rakam günümüzce arttı. Fakat halen %2’yi geçmemiştir. Bu sorunun bir kısmı hastanın cerrahiye olan isteksizliği olabilir. Birinci basamak hekimlerin farkındalığı, hastanın suskunluğu, cerrahi komplikasyonlar nedeniyle işten çıkarılma gibi sebepler olabilir. 

Sigorta kapsamının  eksikliği de şiddetli obeziteyle ilişkili medikal problemlerin tedavisinde de hastaların cerrahi tedavisiyle yönelmemesinin temel nedenlerinden biridir. 

Sigorta şirketlerinin yarattığı bilimsel veya klinik temeli olmayan zorunlu diyet süreçleri gibi caydırıcı engeller cerrahi tedavi arayan hastaların cesaretini kırmak için kullanılmaktadır. 

 

OBEZİTENİN CERRAHİ TEDAVİSİ

Bariatrik Cerrahinin Evrimi

1950’lerde ilk yağ emilimini azaltmak için ile ileokolik by-pass operasyonları yapılıyordu. Ameliyat sonrası ciddi beslenme bozuklukları ve karaciğer yetmezlikleri görülüyordu. Daha sonra sesunal by-pass geliştirildi. 

1970’lilerin ortalarında popüler oldu. Bu prosedür sonrası görülen komplikasyon diare, elektrolit bozuklukları, beslenme yetersizlikleri, karaciğer yetmezliğidir. 

1980’li yıllarda gastrik stapling yaygın hale geldi. Prosedür midenin kısmen üst kısmına konulan zımbalar ile mide kapasitesinin azaltılması esasına dayanmaktadır. Ancak zımbaların açılması aylar ile yıllar sonra gerçekleşir ve hastalar tekrar kilo almakta, dolayısıyla bu prosedürde başarısız bariatrik cerrahi operasyonlar listesine eklenmiştir. 

Bariatrik cerrahide laparoskopik alternatif 1990’lı yıllarda kullanılabilir hale gelmiştir. 1990’lı yıllardan 2008’e kadar laparoskopik, ayarlanabilir lastik band ligasyonu, gastrik by-pass en popüler operasyonlardır. 

2009’dan itibaren sleeve gastrektominin tanımlanması ile bunların popülaritesi azaldı. Sleeve gastrektomi tüm dünyada hızla artan bir popülariteye sahip oldu.

 

Bariatrik Cerrahi Tedavi Endikasyonları

Hastada olması gerekenler;

  1. Vücut kitle indeksi 40’tan fazla olan tüm hastalar

  2. Vücut kitle indeksi 35-40 arası olup obezitenin neden olduğu hastalıkların bir veya birkaçının eşlik etmesi 

 

Hastanın ek olarak şunlara sahip olması gerekiyor

  • Tıbbi gözetimli diyetle başarısız olmuş olma

  • Psikolojik olarak stabil olma

 

Bariatrik Cerrahi İçin Kontrendikasyon

  1. Anestezi veya cerrahiyi engelleyici derecede riskli hale getiren medikal hastalıklar.

  2. Prosedürü anlamak için mental olarak yetersizlik

  3. Postoperatif yaşam tarzı değişiklikleri yapmak için isteksiz veya yetersizlik

  4. İlaç, alkol veya diğer bağımlılıklar

  5. Aktif bulimia veya diğer yeme bozuklukları

  6. Psikolojik olarak anstabil

Geçtiğimiz son 10 yılda sleeve gastrektomi obezitenin cerrahi  tedavisinde tüm dünyada standart haline geldi. Gastrik by-passtan daha kolaydır. Obeziteye eşlik eden hastalıkların tedavisinde daha etkilidir. Band ligasyonundan daha fazla kilo kaybı sağlanmaktadır. Prosedürün sonuçları yayımlanmaya, anlaşılmaya ve kabul edilmeye başlandıkça popülerliği de önemli ölçüde artmıştır.

İlgili Makaleler

Formu Doldurun Sizi Hemen Arayalım